Marslı (The Martian) Kitap İnceleme | Marslı (The Martian) Kitap Özeti

Andy Weir’in kaleminden çıkan müthiş bir eser. Bilimsel tutarlılığı açısından da etkileyici ve sürükleyici bir roman. Bu yazımda Marslı kitabından bahsedeceğim. Özellikle bilimsel tutarlılık açısından ele alacağım bu kitap, benim en sevdiğim kitaplar arasında yer alıyor.

Marslı (The Martian) Kitap Özeti

NASA’nın Ares III görevi kapsamında Acidalia Planitia bölgesine inen ve burada keşif çalışması yapan bir grup astronot, beklenmedik bir kum fırtınasıyla karşı karşıya kalır. Fırtına yüzünden MTA’nın (Mars’a Tırmanma Aracı) devrilme riski oluşur ve görevi erken bitirip kalkış yapmak zorunda kalırlar. Fırtına başladığında Hab’da bulunan mürettebat, Komutan Lewis önderliğinde Hab’dan çıkarak MTA’ya gitmeye çalışır. Bu sırada botanist olan Mark Watney, iletişim anteninin şiddetli rüzgar etkisiyle koparak kendisine çarpmasıyla savrulur ve biyomonitörü parçalanır. Dolayısıyla telsizi de bozulur. Lewis bir süre onu aramaya çıksa da bulamaz ve istemeyerek de olsa mecbur olduğu için MTA’ya gider ve kalkış yaparak Dünya’ya doğru yola koyulur. Mark Watney’in öldüğünü zannederler. Ancak bilmedikleri bir şey vardır: Mark Watney hayattadır.

Kazazede astronot, bir süre sonra kendine gelir. Günlüğü açar ve gün gün, başından geçenleri ve yaptıklarını yazmaya başlar. Toplam 549 solar gün kayıt tutar. Kitapta (bazı üçüncü şahıs anlatımlar hariç) bu günlüğü okuruz. Mark Watney, bu gezegende ölmemeye kararlıdır ve kurtulmak için yollar aramaya başlar. Öncelikle bir envanter çıkartır. İlk çözmesi gereken şey gıda sorunudur. Su ile alakalı bir problemi geçici bir süre de olsa yoktur, çünkü Hab’ın sistemi her türlü atık suyu geri dönüştürebilmektedir. Ancak gıda kaynakları sınırlıdır. Hab envanterinde diğer gıdalara ek olarak patates de vardır. İşin ilginç tarafı, Watney’in bir botanist olmasıdır.

Öncelikle bir bahçe oluşturur. Hab 92 metrekarelik bir alana sahiptir, ancak Watney elindeki imkanlarla bu alanı genişleterek 126 metrekarelik bir bahçe inşa eder. Bahçe için Mars toprağını kullanır. Sıra su bulmaya gelir ve burada tehlikeli bir yöntemle su üretir. Mars’a iniş aracından bulduğu hidrazini bir iridyum katalizöründen geçirerek bileşenlerine ayırır.

N₂H₄ → N₂ + 2H₂

Bu işlem sonucunda zararsız olan azot (N₂) ve son derece yanıcı olan hidrojen gazı (H₂) açığa çıkar. Elde ettiği hidrojen gazını Hab içine kontrollü bir şekilde salar. Bu aşamada oksijen ve hidrojenin birleşerek su (H₂O) oluşturması gerekir. Mark, bir çakmak ve küçük bir meşale kullanarak hidrojen gazını havada yakar ve sonuç olarak su üretmeyi başarır. Ancak süreç göründüğü kadar pürüzsüz ilerlemez. Bir noktada Mark, hidrojenin tamamının yanmadığını ve Hab’ın üst kısmında biriktiğini fark eder. Bu durum, yaşam alanının dev bir hidrojen bombasına dönüşmesine ve her an patlayarak havaya uçma riskine yol açar. Mark, bunu fark ettiği zaman tüm hidrojeni kontrollü bir şekilde yakarak tahliye eder. Bu sayede önemli miktarda su elde eder.

Artık bir yiyecek sorunu yoktur. Bundan sonra hayatta kalabilmesi için Dünya’ya dönmenin bir yolunu bulmalıdır. Bu noktada çözümü Ares IV görevinde bulur. Ares IV çoktan planlanmıştır ve Schiaparelli krateri’ne ineceği bilinmektedir. Eğer roveri buraya ulaşabilecek kadar modifiye etmeyi başarırsa, bir sonraki Ares göreviyle o da Dünya’ya dönebilir. Ares III göreviyle beraber iki adet rover gönderilmiştir. Bu roverlardan biri sağlam kalmış, ancak diğeri fırtınanın etkisiyle hasar almıştır. Hasarlı olan bu roverin bataryasını alıp sağlam olana ikinci batarya olarak ekler ve menzili ikiye katlar. Ancak yine de yeterli değildir.

Bu sırada Dünya’da uydu gözlem biriminde güneş panellerinin temizlenmesinden ve roverin yerinin değişmesinden Mark Watney’in yaşadığının farkına varırlar. Ancak iletişim kuramadıkları için ellerinden bir şey gelmez. Yalnızca uydular ile takip etmeye karar verirler ve geri dönüş yolunda olan Ares III mürettebatı dahil kimseye söylemezler. Bu sırada Mark’ın aklına dahice bir fikir gelir. NASA’nın geçmişte Mars’a gönderdiği araçlardan biri olan Mars Pathfinder aklına gelir. Pathfinder, 1997’de Mars’a inen ve 1998’de iletişimi kesilen, yanında küçük bir gezgini (Sojourner) de olan bir araçtır. Bu araç, Hab’ın yaklaşık 3200 kilometre uzaklığındadır. Watney, bu aracın pilinin bittiğini varsayarak Hab’a getirip tekrar enerji vererek iletişim kurmayı amaçlar ve Ares Vallis’e doğru yola çıkar. Aracı bularak rovere yükleyip Hab’a getirir.

Bu sırada NASA, Watney’i izlemeye devam etmektedir. Burada karşımıza Mars Görevleri Direktörü Venkat Kapoor ve Bruce Ng karakterleri çıkar. Kapoor, Watney’in amacını anlar anlamaz Pasadena, Kaliforniya’daki JPL’e (Jet Propulsion Laboratory) doğru yola çıkar. Burada Bruce ve ekibiyle yüz yüze çalışmaya başlar. Watney, Pathfinder’ı tamir etmeyi başarır ve araç ilk sinyalleri göndermeye başlar. Artık Dünya ile iletişim kurmayı başarmıştır. Ama iletişim protokolünde bir sorunla karşılaşır; çünkü Pathfinder yalnızca fotoğraf gönderebilmektedir. Dolayısıyla iletişim verimli değildir. Watney, çözüm olarak on altılık sayı sistemini kullanarak aşırı verimsiz ama geçici bir süre de olsa iş görecek bir iletişim protokolü geliştirir. Bu sayede JPL’deki mühendisler roverin sistemine bir yama yapmayı başararak çok daha verimli, klavye kullanarak mesajlaşmayı başarırlar. Bu sayede artık telemetri güncellemeleri gibi çok daha büyük boyutlu veri transferleri yapmaya başlarlar ve kurtarma görevini görüşmeye başlarlar. Bu görüşmelerde Watney; tarlasından, yetiştirdiği patateslerden ve nasıl hayatta kaldığına dair detaylardan bahseder. Artık Dünya’daki tüm bilim insanları onu kurtarmak için çalışmaktadır.

Solar gün 119’da çok kötü bir şey olur. Watney, bir sabah 1 numaralı hava kilidinin yanında çalışırken hava kilidi yapıdan kopar. NASA, bu durumu önceden hesaplamamıştır; hava kilidinin yanındaki branda, tekrarlanan basınç döngüleriyle birlikte yıpranmış ve sonunda yırtılmıştır. Hava kilidi, içinde Watney varken Hab’dan ayrılıp 50 metre kadar uzağa savrulur. Watney hayatta kalır, ancak tüm bahçesi ölür. İçerideki su buharlaşır. Artık patates yetiştiremez. Elindeki patateslerle yalnızca solar gün 584’e kadar dayanabileceğini hesaplar; ancak en az solar gün 856’ya kadar dayanması gerekmektedir.

Durumu Dünya’ya bildirdikten sonra ikmal süreci başlar. Iris adı verilen acil bir erzak roketini birçok önemli testi atlayarak 63 günde tamamlarlar. Ancak atlanan testler yüzünden roket kalkışta parçalanır.

Çin Ulusal Uzay Dairesi direktörü Guo Ming ve alt direktör Zhu Tao, gizlice geliştirdikleri Taiyang Shen güneş sondası için hazırladıkları booster roketini kullanmayı önerirler. Karşılığında Ares V görevinde bir Çinli astronotun da olması konusunda anlaşırlar.

JPL’de çalışan astrodinamikçi Rich Purnell bir manevra geliştirir. Özetle sunduğu fikir şudur: Iris 2’yi Mars’a göndermek yerine Hermes’e gönderilsin. Hermes, Dünya’nın yerçekimi yardımını (gravity assist) kullanıp Mars’a geri dönsün. Sonuç: Hermes Watney’e Sol 549’da ulaşır – yiyeceğinin biteceği Sol 584’ten 35 sol önce. Ancak bu sırada Watney’in Schiaparelli krateri’ne (net olarak 3235 kilometre) gitmesi gerekmektedir, çünkü Hermes Mars’a inmeden yanından geçecektir. Watney’in oradaki Ares IV MTA’sıyla yörüngeye çıkıp Hermes’le buluşması lazımdır.

Kapoor, kod adı “Elrond” verdiği gizli bir toplantı düzenler. Teddy Sanders, Mitch Henderson, Bruce Ng ve Venkat Kapoor toplanır ve önemli bir karar almak üzeredirler: Iris 2 (sadece Watney’i riske atar, başarısızsa Watney ölür) ya da Rich Purnell Manevrası (başarısızsa altı mürettebat birden ölür). Teddy, Iris 2’yi seçer.

Mitch Henderson bu karara katılmaz. Hermes mürettebatına Rich Purnell Manevrası’nın detaylarını gizlice gönderir. Mesajda imza yoktur. Ancak Mitch, “Houston, haberiniz olsun: Rich Purnell işini iyi yapıyor” tarzında bir not bırakır.

Komutan Lewis mürettebatla durumu tartışır. Oybirliğiyle Rich Purnell Manevrası’nı uygulamaya karar verirler – bu teknik olarak isyandır, çünkü NASA’nın izni yoktur. Hermes, Dünya’ya inmeyip Mars’a geri dönüş için rotasını Rich Purnell Manevrası’na uygun olarak değiştirir. Bu noktadan sonra NASA, mecburen Iris 2’yi Hermes’e ulaştıracak ikmal roketine dönüştürür.

Bu kısımdan sonrası artık kurtulma sürecidir. Watney, öncelikle roveri modifiye ederek Ares IV iniş bölgesine doğru yola çıkar. Yemeği oldukça azdır. Uzun bir yolculuktan sonra Schiaparelli krateri’ne ulaşır. Sırada MTA’yı modifiye etmek vardır. MTA, yörüngedeki Hermes mekiğine ulaşmak için tasarlanmıştır; ancak mevcut durumda Hermes yörüngeye girmeyecek, sadece Mars’ın yakınından geçecektir. Bu durumda MTA’nın hafifletilmesi gerekmektedir. Dünya’dan aldığı direktiflerle Watney MTA’yı modifiye eder. Tüm bunlar yaşanırken Hermes mekiği Mars’a ulaşmıştır. Plan başarılı işler. Watney kurtulur ve Dünya’ya geri döner.

Buraya kadar yaptığımız özet oldukça yüzeyseldi. Hatta biraz havada kalmış da olabilir. Ancak hikayenin en heyecanlı anlarını anlatarak henüz okumamış olanlara spoiler vermek de istemeyiz.

Bilimsel Tutarlılık Açısından Değerlendirme

Bu kitabın bu kadar popüler olmasının sebebi, bilimsel olarak fazlasıyla tutarlı olmasıdır. Bu kısımda bazı ilginç noktalardan bahsederek bilimsel tutarlılık açısından değerlendireceğiz.

1 – Kum Fırtınasının Kuvveti

Watney, bir kum fırtınasının etkisiyle meydana gelen bir kaza sonucu kaybolur. Fırtına o kadar kuvvetlidir ki MTA’nın devrilmesi riskini oluşturur. Peki bu ne kadar mümkün? Bunu anlamak için öncelikle Mars’ın atmosferini incelememiz gerekiyor.

Mars’ın atmosferi, yoğunluk olarak Dünya’nınkinin yaklaşık %1’i kadardır. Ortalama yüzey basıncı 610 pascal, bu da Dünya’nın değerinin yalnızca %0,6’sıdır. Atmosferi temel olarak karbondioksitten (%95), moleküler azottan (%2,85) ve argondan (%2) oluşur. Eser miktarda su buharı, oksijen, karbon monoksit, hidrojen ve soy gazlar da içerir. Dolayısıyla insanın soluyabileceği bir atmosfer yoktur.

Mars’ta gerçekten de toz fırtınaları olur. Öyle ki bu toz fırtınaları, küresel büyüklükte tüm gezegene yayılabilir. Rüzgar hızları da kulağa korkutucu gelir: En şiddetli Mars fırtınalarındaki rüzgarlar yaklaşık 60 mil/saat (yaklaşık 97 km/saat) hıza ulaşır; bazı kaynaklara göre ise 160 km/saat’i aşan rüzgarlar gözlemlenir. Bu rakamlar Kasırga ölçeğinin başlangıcına denktir.

Buraya kadar anlattıklarımdan kitapta geçen fırtınanın bilimsel olarak tutarlı olabileceği düşünülebilir. Ancak kaçırılmaması gereken bir nokta vardır. Rüzgar hızı tek başına bir şey ifade etmez; önemli olan dinamik basınç, yani rüzgarın taşıdığı kinetik enerjidir ve bu da rüzgar yoğunluğuyla doğrudan orantılıdır.

Dinamik basınç formülü: q = ½ρv²

Burada ρ atmosfer yoğunluğu, v ise rüzgar hızıdır. Mars atmosferi Dünya’nın %1’i yoğunluğunda olduğu için, aynı rüzgar hızında dinamik basınç da yaklaşık 100 kat daha az olacaktır. Bu karşılaştırmadan da anlaşılacağı üzere, Mars’taki kum fırtınaları çok hızlı olsalar da sandığımız kadar kuvvetli değildir. Dolayısıyla MTA gibi büyük bir uzay aracını devirebilecek kadar kuvvet uygulayamazlar; çünkü dinamik basınçları azdır.

2014’teki Google Talks etkinliğinde Andy Weir, kalabalığa bu durumu şöyle itiraf etmiştir: “Kitabı olabildiğince doğru yapmaya çalıştım. En büyük yanlış olan kısım – kimseye söylemeyin – ama Mars’ta bir toz fırtınasındaysanız, onu hissetmezsiniz bile. Mars atmosferi Dünya’nın %1’inden az. Yani 150 km/saat’lik bir rüzgar, Dünya’da yaklaşık 1 km/saat’lik bir rüzgar gibi hissedilir.”

2 – Hidrazinden Su Üretmek

Watney’in dahice yaptığı noktalardan biri de su üretmeyi başarmasıdır. Bunu, hidrazinden elde ettiği hidrojeni oksijenle yakarak gerçekleştirir.

Bu kısmın bilimsel tutarlılığı oldukça güçlüdür. Hidrazinin iridyum katalizöründen geçirilerek bozundurulması bir spekülasyon değil, on yıllardır kullanılan bir roket teknolojisidir.

1964’te Shell 405 katalizörünün geliştirilmesi – ki bu hidrazinin kendiliğinden bozunmasına neden olur – monopropellant hidrazinin uygulamalarını büyük ölçüde genişletmiştir. Bu, özellikle uydularda kullanılan 0,9-111 Newton iticilerde hızlı çoklu ateşleme gerektiren sistemlerin önünü açmıştır. Shell 405 katalizörü, kimyasal olarak çöktürülmüş iridyum ile emprenye edilmiş gözenekli alümina substrattan oluşur.

Bugün en yaygın monopropellant kullanımı, reaksiyon kontrol iticileri gibi düşük itkili sistemlerdedir; genellikle bir iridyum katalizör yatağına maruz kalarak bozundurulan hidrazindir. Yani Watney’in MTA motorundan iridyum katalizörünü sökmesi gerçekçi bir senaryodur; çünkü Mars’a iniş yapan bir aracın iticilerinde bu katalizör fiilen vardır.

N₂H₄ → N₂ + 2H₂

Bu denklemi yukarıda da vermiştik. Bu basitleştirilmiş net denklem aslında iki aşamalı bir süreçtir. Gerçek mekanizma şu şekilde işler:

  • İlk aşamada hidrazin amonyağa ve azota bozunur: 3N₂H₄ → 4NH₃ + N₂
  • İkinci aşamada amonyak daha yüksek sıcaklıkta hidrojen ve azota ayrışır: 2NH₃ → N₂ + 3H₂
  • Net sonuç olarak: 3N₂H₄ → 3N₂ + 6H₂, yani molekül başına N₂H₄ → N₂ + 2H₂.

Görüldüğü üzere tepkime sonucunda her bir hidrazin molekülü başına 2 hidrojen ve bir azot molekülü açığa çıkar.

Suyun formülünü hatırlayalım: H₂O. Yani iki hidrojen ve bir oksijenden oluşur. O zaman su elde etmek için Watney’in gerçekleştirdiği tepkimeye bakalım:

2H₂ + O₂ → 2H₂O

Görüldüğü gibi her iki hidrojen molekülünden iki su molekülü elde edilir. Kitapta yapılan hacim hesabına göre 292 litre hidrazinden 600 litre su elde etmiş olur. İşte bu kısımda yazar, bilim kurgu kısmına girmiş olur. Stokiyometrik olarak kontrol edildiğinde sonuç farklı çıkar. Hidrazinin yoğunluğu 1,021 g/mL ve molar kütlesi 32,05 g/mol olduğundan, 292 litre hidrazin yaklaşık 9.300 mol N₂H₄’e karşılık gelir. Tepkime zinciri (N₂H₄ → N₂ + 2H₂, ardından 2H₂ + O₂ → 2H₂O) bir mol hidrazinden iki mol su üretir; bu da 18.600 mol, yani 18,02 g/mol üzerinden yaklaşık 335 litre su anlamına gelir. Watney’in başlangıç tahmininin neredeyse iki katı iyimser olduğu görülür. Yine de bu, kitabın bilimsel tutarlılığına zarar vermez; çünkü romanın ilerleyen bölümlerinde Watney’in hesapları gerçek üretim verileriyle uyuşmaz ve yazar bu boşluğu hidrojenin tam yanmaması üzerinden açıklar.

Burada ilgi çekici olan bir başka şey de yazarın riskleri de hesaba katarak hikayeyi ilerletmesidir. Bahsettiğimiz üzere tepkime sonucunda hidrazinden hidrojen molekülleri elde edilir. Ama bu hidrojen yeterince hızlı yakılmadığı için Hab’ın tavanında birikir. Hidrojen yanıcı bir gazdır. Sonuç olarak Hab kocaman bir hidrojen bombasına dönüşür.

Watney’in çözümü yine fazlasıyla bilimseldir. Yanmanın gerçekleşebilmesi için ortamda oksijen bulunmalıdır. Hab’ın içinde de bolca oksijen vardır. Eğer içerideki oksijen bu şekilde yanarsa Hab havaya uçar. Watney, burada çözüm olarak Hab sıcaklığını 1 °C’ye düşürür. Ardından tüm oksijeni boşaltır. Sonrasında kontrollü bir şekilde oksijen vererek Hab’daki hidrojeni yakar.

Bu kısımda bir diğer detay ise Hab sıcaklığını düşürmesidir. Burası mikrobiyolojik olarak gayet tutarlı bir detaydır. Oksijenin tamamını sıcaklığı düşürmeden boşaltırsa topraktaki tüm yararlı bakteriler ölecektir. Ama sıcaklığı 1 °C gibi bir değere sabitlerse bakteriler bir nevi kış uykusuna yatacak ve oksijensizlikten etkilenmeyeceklerdir.

3 – Mars Toprağında Tarım Yapmak

Mars toprağının mineral yapısı bakımından Dünya toprağına benzer olduğu fikri gerçekten doğrudur. Mars toprağı kimyasal olarak silikat, demir oksit, magnezyum ve kalsiyum içerir; mineral bileşimi açısından Dünya’daki volkanik topraklara benzer. Dolayısıyla toprağın kimyasal yapısı tarıma uygundur.

Kimyasal yapı tek başına yeterli değildir; ayrıca bakterilere de ihtiyaç vardır. Ancak Mars toprağı tam anlamıyla ölü bir topraktır. Yani içinde hiçbir bakteri yoktur. Watney bunu, kendisinin ve arkadaşlarının geride bıraktığı dışkılardan elde eder. Ardından Hab’ın içine taşıdığı Mars toprağına patatesleri ekerken bunu da ekler. Bu sayede toprağı canlandırmış olur.

Patates seçmesi de stratejik olarak oldukça mantıklıdır. Kilogramında 770 kalori enerji içerir, hızlı büyür ve vejetatif olarak çoğalır. Tüm bunlar patatesi oldukça stratejik bir seçim haline getirir.

Kitabın tarım planındaki en ciddi bilimsel boşluk, hiç değinilmeyen bir kimyasaldır: perklorat (ClO₄⁻). 2008’de NASA’nın Phoenix iniş aracı, Mars regolitinin tamamına yayılmış perklorat tuzlarını tespit etti ve sonraki misyonlar bu keşfi doğruladı; bileşik, Mars toprağında ağırlıkça %0,5 ile %1 arasında bulunur ve hem insanlar hem de bitkiler için doğrudan toksiktir. Perklorat, bitki kloroplastlarındaki elektron taşıma zincirlerine müdahale ederek fotosentezi bozar; Dünya’da yapılan deneylerde Mars toprağı simülasyonundaki perklorat, test edilen tüm bitki türlerinde çimlenmeyi tamamen engellemiştir. Watney’in patatesleri muhtemelen çimlenmez, çimlense bile yenilebilir kısımlar perklorat birikimi yüzünden zehirli olurdu. Üstelik perkloratı topraktan ayıklamak son derece zordur: suda yüksek çözünürlüğüne rağmen yıkama ile tamamen uzaklaştırılamaz; gerçek bir çözüm için perklorat indirgeyici bakteriler ya da endüstriyel ısıl işlem gerekir – hiçbiri Hab koşullarında uygulanabilir değildir. Weir’in bu konudaki sessizliğinin nedeni belirsizdir; kitap 2009-2011 arasında yazıldığı için Phoenix’in görece yeni olan keşfini fark etmemiş olabilir, ya da kum fırtınası gibi bunu da olay örgüsü uğruna bilinçli olarak görmezden gelmiş olabilir. Sonuçta Marslı’nın tarım bölümü; mineral kompozisyonu, bakteri ihtiyacı ve gübre kullanımı açısından şaşırtıcı derecede tutarlı olsa da gerçek Mars toprağının en kritik özelliğini gözden kaçırır.

4 – Rich Purnell Manevrası

Kitabın bilimsel olarak en iddialı bölümlerinden biri, JPL’de astrodinamikçi Rich Purnell’in tasarladığı manevradır. Plan şudur: Hermes Dünya’ya inmeden, Dünya’nın yerçekimini kullanarak hızını ve yönünü değiştirip Mars’a geri döner; bu sırada bir ikmal roketi Hermes ile Dünya çevresinde buluşur. Sonuç, Watney’e Sol 549’da ulaşılmasıdır – Iris 2 planına göre çok daha erken.

Manevranın temelindeki yerçekimi yardımı (gravity assist) gerçek bir astrodinamik tekniğidir ve uzay tarihinde defalarca kullanılmıştır: Voyager 1 ve 2 Jüpiter, Satürn ve Uranüs’ün yerçekimini kullanarak Güneş Sistemi’nin dışına ulaşmıştır; Cassini Venüs-Venüs-Dünya-Jüpiter zinciriyle Satürn’e gitmiştir; New Horizons, Jüpiter’i Plüton’a hızlanmak için kullanmıştır. Tekniğin matematiği de kitabın doğru anladığı bir konudur: yakıt harcamadan bir aracın hız vektörünü değiştirme imkânı, çünkü uzay aracı gezegenin yörünge enerjisinden ödünç alır.

Hermes’in iyon iticili motor karakteristiği de fiziksel olarak tutarlıdır. İyon motorlar düşük itki ama yüksek özgül itki (specific impulse) üretir; kimyasal roketlerin saniyeler süren güçlü atışları yerine, aylar süren sürekli ve hafif ivmelenme sağlarlar. Bu yüzden Hermes’in görev profilinde sürekli hızlanma/yavaşlama mümkündür – Rich Purnell Manevrası gibi uzun süreli yörünge değişiklikleri ancak böyle bir tahrik sistemiyle yapılabilir. NASA’nın Dawn ve Deep Space 1 görevleri aynı prensiple çalışmıştır. Weir’in burada attığı tek hayalî adım, Hermes’in tahrik gücünün ölçeğidir – gerçek iyon motorlarından çok daha güçlü bir versiyon varsayılmıştır – ama temel fizik bütünüyle doğrudur. Bilimsel tutarlılık açısından bu bölüm kitabın en başarılı yerlerinden biridir; çünkü Weir spekülatif değil, mevcut teknolojinin geleceğe doğru ölçeklendirilmiş halini kullanır.

5 – Radyasyon

Kitabın görmezden geldiği bir diğer bilimsel gerçek de uzun süreli radyasyon maruziyetidir. Mars’ın küresel manyetik alanı yoktur ve atmosferi Dünya’nınkinin yalnızca %1’i kadardır; bu yüzden yüzeyde galaktik kozmik ışınlar ve güneş enerjik parçacıkları neredeyse hiç filtrelenmeden astronota ulaşır. Curiosity roverinin RAD (Radiation Assessment Detector) ölçümlerine göre Mars yüzeyinde günlük ortalama radyasyon dozu yaklaşık 0,7 mSv’dir; Dünya yörüngesindeki astronotlara kıyasla iki katından fazla. Watney’in 549 sol Mars yüzeyinde ve üstüne aylar süren Hermes yolculuğunda geçirdiği toplam süre düşünüldüğünde, gerçek dünyada kümülatif dozu 1.000 mSv’i kolayca aşar – bu, NASA’nın kariyer ömrü için belirlediği üst sınırın çok üzerindedir ve kanser riskinde anlamlı bir artış demektir.

Weir bu konuyu kitapta neredeyse hiç işlemez. Yalnızca RTG’nin radyoaktif tehlikesini konu eder; Hab’ın, roverin ve uzay elbisesinin radyasyon kalkanlamasının nasıl çalıştığını açıklamaz. Yazarın kendi itirafı bu konuda nettir; röportajlarda Hab’ın, roverlerin ve elbiselerin radyasyon kalkanlı olduğunu söyleyen bir-iki cümle olduğunu, gerçekte bunu sağlayan ince ve hafif bir malzeme bulunmadığını, Watney’in maruz kaldığı şartlarda “kanserinin bile kanseri olurdu” dediğini, ancak bunu 2035’e kadar icat edilmiş varsayımsal bir teknoloji olarak yazdığını belirtmiştir. Yani kitap bilimsel olarak yanlış bir şey iddia etmez, sadece “gelecekte çözülmüş varsayalım” diyerek konuyu bypass eder. Bu, kum fırtınasındaki kadar dürüst bir tavizdir: Weir biliyor, kabul ediyor, ama olay örgüsünün çalışması için bu seçimi yapıyor. Bilimsel tutarlılık açısından eleştirilebilir bir nokta; ama kitabın bütünündeki titizlik göz önüne alındığında savunulabilir bir kurgu kararıdır.

Marslı, “hard sci-fi” türünün en başarılı örneklerinden biri. Andy Weir; hidrazin kimyasından yörünge mekaniğine, mikrobiyolojiden astrodinamiğe kadar birbirinden farklı disiplinleri tek bir hayatta kalma hikayesinde ustaca bir araya getirmiş. Kum fırtınasının kuvveti, perklorat sorunu ve uzun süreli radyasyon gibi eleştirilebilir noktalar elbette var; ancak bu tavizlerin çoğunu yazarın kendisinin açıkça kabul etmesi, kitabın bilimsel ciddiyetini sarsmak yerine pekiştiriyor. Mark Watney’in mizahı, NASA’nın kurumsal dinamikleri ve hepsinin arkasındaki sağlam bilimsel zemin, sayfaları çevirirken hem öğrenmenin hem de heyecanlanmanın aynı anda mümkün olduğunu gösteriyor. Bilim kurgu seven, bilim ve mühendislikle ilgilenen ya da sadece nefes kesen bir hayatta kalma hikayesi okumak isteyen herkese şiddetle tavsiye ederim.

Kaynakça

Birincil Kaynak

Weir, Andy. Marslı (The Martian). Çev. İthaki Yayınları.

Mars Atmosferi ve Toz Fırtınaları

NASA. “The Fact and Fiction of Martian Dust Storms.” NASA Goddard Space Flight Center, 18 Eylül 2015. https://www.nasa.gov/solar-system/the-fact-and-fiction-of-martian-dust-storms/

“Atmosphere of Mars.” Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Atmosphere_of_Mars

Howell, Elizabeth. “‘The Martian’ Dust Storm Would Actually Be a Breeze.” Space.com, 29 Eylül 2015. https://www.space.com/30663-the-martian-dust-storms-a-breeze.html

Atkinson, Nancy. “Why The Deadly Sandstorm In ‘The Martian’ Is Impossible.” Popular Science, 1 Ekim 2015. https://www.popsci.com/why-martians-deadly-sandstorm-was-impossible/

Hidrazin Kimyası ve Monopropellant Sistemler

Schmidt, M. & Gordon, M. “The Decomposition of Hydrazine in the Gas Phase and over an Iridium Catalyst.” Zeitschrift für Physikalische Chemie, 227(11), 1301-1336, 2013.

“Monopropellants – an overview.” ScienceDirect Topics. https://www.sciencedirect.com/topics/materials-science/monopropellants

DSIAC. “The Green Monopropellant: Developing and Flight Testing AF-M315E, a Hydrazine Replacement.” 25 Ocak 2024. https://dsiac.dtic.mil/articles/the-green-monopropellant-developing-and-flight-testing-af-m315e-a-hydrazine-replacement/

Mars Toprağı ve Perklorat

“Perchlorate and Agriculture on Mars.” Soil Systems, 5(3), 37, 2021. https://doi.org/10.3390/soilsystems5030037

“Martian regolith.” Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Martian_regolith

Wamelink, G. W. Wieger ve diğ. “Can Plants Grow on Mars and the Moon: A Growth Experiment on Mars and Moon Soil Simulants.” PLOS One, 2014. https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0103138

“First tomatoes, peas harvested on Mars, moon soil simulant.” Wageningen University & Research / ScienceDaily, 2016. https://www.sciencedaily.com/releases/2016/03/160308085926.htm

University of Warwick. “Could we grow potatoes on Mars?” https://warwick.ac.uk/news/knowledge-centre-archive/science/physics-astrophysics/growing_potatoes_on_mars/

Yerçekimi Yardımı ve İyon Tahriki

NASA Jet Propulsion Laboratory. “Basics of Space Flight – Gravity Assist.” https://science.nasa.gov/learn/basics-of-space-flight/

NASA. “Dawn Mission” ve “Deep Space 1” görev sayfaları. https://science.nasa.gov/mission/dawn/ ve https://www.nasa.gov/mission/deep-space-1/

Mars Yüzeyinde Radyasyon

Hassler, Donald M. ve diğ. “Mars’ Surface Radiation Environment Measured with the Mars Science Laboratory’s Curiosity Rover.” Science, 343(6169), 2014.

NASA. “Real Martians: How to Protect Astronauts from Space Radiation on Mars.” https://www.nasa.gov/science-research/heliophysics/real-martians-how-to-protect-astronauts-from-space-radiation-on-mars/

Yazarın İtirafları

Weir, Andy. “Talks at Google.” YouTube, 2014. (Kum fırtınası ve radyasyon konusundaki itirafları)

“Scientific Inaccuracies.” The Martian Wikia, Fandom. https://the-martian.fandom.com/wiki/Scientific_Inaccuracies

Share this content:

Bilime, sanata, teknolojiye ve mühendisliğe meraklı bir öğreniciyim. Bu alanlarda Türkçe içerik üretmek, kaynak oluşturmak ve araştırmalar yapmak benim için bir hobiden öte; öğrendiklerimi paylaşma biçimim.

Yorum gönder

Kaçırmış Olabilirsiniz